Bir kadın hikayesi

Toplumsal bir yaraya parmak basan, amacı olan ve sonunda bir şey ortaya koyan sağlam bir film olmuş İncir Çekirdeği.

Senaristliğini ve yönetmenliğini Selda Çiçek’in üstlendiği filmde Batman’da yaşanan toplumsal kadın sorunları dağılmış bir aile üzerinden aktarılıyor. Başrollerde; Özgü Namal, Veysel Diker ve Turgay Tanülkü oynadığı film 2009 yapımı.

Film, gazeteci-yazar Müjgan Halis’in “Batmanda Kadınlar Ölüyor” kitabından alınan; “…devlet hastanesinin morguna yeni kadın cesetleri geliyordu. Evli-bekar, genç-yaşlı, çocuklu-çocuksuz, esmer-kumral kadın cesetleri. Kimi silahla, kimi kendisini asarak, kimi ilaçla son verilen yaşamlar morgun soğuk dolaplarında otopsi için sırasını bekliyordu…” alıntıyla başlıyor.

Seyirciye üç kadının hikayesi sunuluyor. Eski geleneklere bağlı bir kadın olan Hala’nın yaşanan gelişmelere karşı hep erkekleri haklı gören tavrı, evlatlarını kaybetmiş bir annenin, Cemile’nin yaşadığı travma tik durum ve ablası ölünce eniştemsiyle evlenmek zorunda kalmış, bu da yetmezmiş gibi onun da başka kadınla yaşamasına sabreden genç bir hamile kadın olan Heda’nın hikayesi.

Aslında bu üç kadın üzerinden bölgede yaşanan kadın ölümlerine dikkat çekilen film her ne kadar toplumsal yaralara parmak basan güzel bir film olsa da her zamanki gibi diğer bir perspektifle bakıldığı zaman üzerinde soru işaretleri barındıran bir film.

Filmin, Batmanda Kadınlar Ölüyor kitabından yola çıkılarak çekildiğini söylemiştik, kitabın yazarının daha önce TESEV için, “İmam Hatip araştırması”, “Diyanet araştırması” ve “Başörtüsü araştırması” isimli çalışmaları da hazırladığını hatırlatarak Güneydoğu’da özel olarak müdahale edilmesini gerektiren bir karışıklık olduğu fikrinin topluma empoze edilmesine katkı sağladığını da düşünmeden edemiyorum.

Ayrıca, insanların ölümce çiçek olacağını düşünen ve dua etmek için türbeye giden bir inanç bilmiyorum. Bu da günümüzde yaşanan fikir savaşlarında hiçbir şeye inanmayan bir din anlayışını çağrıştırıyor ki bu da sakat bir durum doğrusu. En azından ailenin açıkça Hıristiyan ya da Süryani olduğu söylenebilirdi.

Netice itibariyle film olarak çok güzel, yerli yerinde ama fikir olarak sorunları olan, konu üzerinde düşünmek isteyenlerin izlemesi gereken bir film diyebilirim.

Son olarak her iyi filmde olması gereken sloganının da “mıhsıçtı” olduğunu söyleyerek, bu sloganında çok güzel kullanıldığını belirtelim.

Süleyman ÜSTÜN

Kamu Personeli, Kamu Yönetimi Mezunu, Bilişim Uzmanı, Kuran Araştırmacısı, Sinemasever ve Sosyoloji Öğrencisi.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir