Michael Faraday ile başlayan radyonun hikayesi

1791 yılında İngiltere Newigton’da doğan Faraday, ilkokuldan öte bir eğitim alma şansı bulamadı.

Gençlik yıllarında bir ciltçide çırak olarak çalışırken, içindeki merak ve öğrenme aşkıyla ciltlediği tüm kitapları okuyordu. Bunların içinde o dönemin fizikçilerinden Humphry Davy’nin bir kitabı dikkatini çekti.

Davy Londra’daki Kraliyet Enstitüsü’nde bilimsel konferanslar ve seminerler vermekteydi.

Faraday, bunların her birine katılmaya karar verdi. Bir yandan bunların hepsini izlerken, bir yandan da Davy’nin ağzından çıkan her bir sözü not ediyordu.

Bir gün tüm cesaretini topladı ve bu notlarını ve bunlardan çıkardığı sonuçları ciltleyerek Davy’ye götürdü.

Davy, bu çalışmadan çok etkilenmişti ve Faraday’e laboratuvarında kendisine yardımcı olmasını teklif etti.

Bu, Faraday için bulunmaz bir fırsattı ve fizik alanındaki pek çok önemli buluşunu gerçekten de bu laboratuvarda yapacaktı. Pusula iğnesinin elektrik geçen bir tele doğru döndüğünü görmesi, onu elektrik ve manyetizma üzerine çalışmaya yönlendirdi.

Ancak hiç matematik eğitimi almamış olan Faraday bulduklarını matematik formüllerle ifade etmekte güçlük çekiyordu.

Bir gün postacı bir zarf getirdi, zarfı açtığında önünde duran ciltlenmiş kitabın kapağında şunlar yazıyordu: “Faraday’in Elektromanyetizma Çalışmaları Üzerine – James Clark Maxwell”.

Faraday’in tüm çalışmaları çağımızın en büyük fizikçilerinden biri olan ve o sırada 23 yaşında olan James Clark Maxwell tarafından sade bir matematik diliyle formüle edilmişti.

Maxwell’in formülleri elektromanyetik dalgaları öngörüyordu ve bu dalgaların aynı ışık gibi uzayda yayılmaları gerektiğini söylüyordu.

Bu dalgaların varlığını 1887 yılında ortaya koyan ise ünlü Alman fizikçi Heinrich Hertz olacaktı.

Bu sırada, ABD’de çalışmalarını sürdüren Nikola Tesla, ürettiği Tesla bobinleri ile güçlü radyo sinyallerini oldukça uzak mesafelere iletebileceğini fark etmişti.

Tesla bobinleri aynı frekansa ayarlandıklarında, radyo sinyallerini güçlendirerek bir diğer bobine aktarabiliyorlardı.

1895 yılına gelindiğinde Tesla, bir radyo sinyalini New York’un West Park bölgesindeki laboratuvarından 80 kilometre uzağa gönderebilmeye hazır bir sistem inşa etmeyi başarmıştı!

Ancak felaket, bu noktada Tesla’yı vurdu. Binada çıkan bir yangın, tüm ürünlerinin alevler içinde yok olmasına neden oldu.

Yangının zamanlaması bundan daha berbat olamazdı.

Çünkü okyanusun öteki tarafında Hertz’in deneylerini tekrarlayan İtalyan fizikçi Guglielmo Marconi, ürettiği kablosuz telegraf yöntemiyle dalgaları ilk olarak 9 metre, sonradan 275 metre ve nihayetinde 3 kilometre uzağa iletmeyi başardı.

1896 yılında Marconi, radyonun patentine İngiltere’de başvurdu ve kabul aldı.

Tesla, 1897 yılına kadar radyonun icadı için patent başvurusunda bulunmamıştı. Kendisine garip ve anlaması güç bir güven duyuyordu.

Tesla, 1897 yılında kendi radyo icadının patentlerine ABD’de başvurdu.

1900 yılında ABD Patent Ofisi bu patentleri Tesla’ya verdi. Marconi, radyonun icadı için ABD patentine 10 Kasım 1900’de başvurdu; ancak ofis bu başvuruyu reddetti.

Marconi, durmaksızın geliştirmeler üzerinde çalıştı; ancak patent başvuruları tekrar tekrar reddedildi. Patent Ofisi, 1903 yılında şöyle bir açıklama yaptı:

Marconi’nin yaptığı başvuruların hiçbiri, Tesla’nın 645,576 ve 649,621 numaralı patentlerinin üzerine patentlenebilecek içerikte değildir.

Marconi’nin bu patentlerin üzerine yeni patent başvurusu yapmak istemesi ve Tesla osilatörünün doğasına dair cehaleti, açık konuşmak gerekirse, absürttür.

“Tesla osilatörü” kavramı, hem Avrupa’da, hem de ABD’de yerleşik bir kavram haline gelmiştir.

Ancak bir patent, bir icadı korumak için her zaman yeterli değildir.

Tesla’nın bütün kariyeri, patent başarısızlıkları üzerine kuruludur ve bu gerçeğin güzel bir göstergesidir.

1900 yılında Marconi’nin Marconi Kablosuz Telegraf Şirketi, Ltd. isimli firması, borsada muhteşem bir grafik çizerek, kısa bir sürede hisse başına 3 $ düzeylerinden 22 $ düzeylerine fırladı.

Bunun ana nedeni, Marconi’nin İngiliz aristokrasisi ile bağlantılarıydı;

Marconi, kısa sürede bir İtalyan aristokratı olarak nam salmaya başladı.

Bu süreçte Tesla’nın da yatırımcılarından ve patronlarından olan Thomas Edison ile milyarder Andrew Carnegie, Marconi’nin firmasına yatırım yapma kararı aldılar.

Edison, bundan kısa bir süre sonra Marconi’nin firmasının ABD ayağı olan American Marconi’nin danışman mühendisi oldu.

İşte tam da bu noktada, 12 Aralık 1901 tarihinde, Marconi Atlas Okyanusu boyunca bir sinyali gönderip, geri almayı başardı!

Tesla’nın yanında çalışan mühendislerden biri olan Otis Pond, bir keresinde ona “Görünen o ki Marconi sizin önünüze geçti.” diye yorum yaptığında, Tesla’nın cevabı açık olmuştu:

“Marconi iyi bir dost, bırak devam etsin. Çalışmasında nasılsa benim 17 patentimi kullanıyor.”

1904 yılında işler, Tesla’nın güvenini yıkacak şekilde gelişmeye başladı.

ABD Patent Ofisi, bir önceki pozisyonundan taban tabana zıt bir karar alarak, Tesla’nın patentlerini iptal edip, patenti Marconi’ye verdi.

Bu kararın nedenleri hiçbir zaman tam olarak açıklanamasa da, Marconi’nin ABD Senatosu’ndaki lobicilik faaliyetlerinin bunda etkisi olduğu düşünülüyor.

Bunları takiben müzik ve konuşma içeren kısa erimli ilk radyo yayını 24 Aralık 1906’da ABD’li mucit R. A. Fessendon tarafından gerçekleştirildi.

Bu olay bile bildiğimiz anlamdaki radyo yayınlarının hemen başlamasını sağlayamadı.

O günlerde sermaye sahibi bir işadamı bu teknolojiye yatırım yapmayı “Kim alıcısı belli olmayan bir mesajı dinlemek ister ki?” diyerek reddediyordu.

Bu sırada patent savaşları da yeni bir gelişmeyle çalkalandı: 1911 yılında Nobel Ödülü Marconi’ye verildi!

Bu, Tesla’nın öfkeden kudurmasına neden oldu. 1915 senesinde Marconi Şirketi’ni patent ihlali nedeniyle dava etti.

Ancak bu zamanlarda maddi durumu iyice kötüleşmişti ve böylesine büyük bir firmayı alt edebilecek donanıma sahip değildi. Dava, istediği gibi sonuçlanmadı.

Bu sırada ilk radyo istasyonu, ilk radyo yayınından tam 14 yıl sonra, 1920 yılında, ABD’de Westinghouse Şirketi tarafından kuruldu.

Türkiye’deki ilk radyo yayını ise 1927 yılında meşhur Sirkeci Postanesi’nin bodrum katında başladı.

Ama o zamanlarda kimsede radyo alıcısı olmadığı için yayınlar binanın dışındaki bir hoparlörden halka dinletiliyordu.

7 Ocak 1943’te Nikola Tesla, otel odasında hayata gözlerini yumdu.

Bundan sadece birkaç ay sonra, ABD Anayasa Mahkemesi, Tesla’nın 645,576 numaralı patentinin asıl radyo patenti olduğuna karar getirdi.

Ancak tıpkı Marconi’nin ön plana çıkarılması gibi, Tesla’nın adının kurtulması da asil ve insancıl nedenlerle değil; muhtemelen politik ve bencil nedenlere dayanıyordu.

Marconi, ABD hükümetini 1. Dünya Savaşı’nda kendi patentlerini izinsiz kullandığı için dava etmişti.

Yüksek Mahkeme, basitçe Marconi’nin patentini geçersiz kılarak sorunu çözmüş oldu.

Böylece Tesla, hiç görememiş olsa da, radyonun patentine kavuşarak radyonun resmî mucidi olmuş oldu. Buna rağmen Marconi, halen radyonun mucidi olarak anılmaktadır.

Süleyman ÜSTÜN

Kamu Personeli, Kamu Yönetimi Mezunu, Bilişim Uzmanı, Kuran Araştırmacısı, Sinemasever ve Sosyoloji Öğrencisi.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir